Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2012 Salı

Bir Günün Özeti

Herkese merhaba! Yeni bir döneme başlangıç yapmama az kaldı. Yani yorucu günler yine beni esir alabilir gibi görünüyor. Bende bu günlere geri dönüş yapmadan evvel kaldığım yerden gezmeye devam ediyorum :)

Bugünkü durağımız İstanbul'un en eğlenceli alışveriş merkezlerinden birisi olan Cevahir'di. Toplam 6 kattan oluşan ve yaklaşık 280 mağazaya sahip bir yer. Bir gününüzü öldürmek istediğinizde tercih edebileceğiniz mekanlar listesine ekleyebilirsiniz kendisini ;)

Alıntıdır.

Gezecek olduğumuz yerleri karıştırmamak adına en alt kattan başlayarak en üst kata tırmandık :)

Alıntıdır.

İlk durağımız Koçtaş oldu. Beyaz eşyadan boyalara, duvar kağıtlarından çiçeklere ev için ihtiyaç olan her türlü yaratıcı materyale buradan ulaşabilmeniz mümkün. 
Alıntıdır.

Bir diğer sevdiğim mağaza ise " Tepe Home ". Mağazanın önünden geçerken birden ayaklarım beni mağazanın içine doğru sürüklemeye başladı :)

Alıntıdır.

İçeriye adımınızı attığınız anda hoş mum kokuları sizi kendisine çağırıyor ve soluğu burada alıyorsunuz : 

Yankee Candle

Eğer büyük mumlar tercihleriniz arasında yer almıyor ve küçük-orta boylarını yeterli buluyorsanız sizlere farklı alternatifler sunuyorlar;


Yankee Candle
Sadece mumlar mı? Mobilya ve ev aksesuarı perakendeciliği alanında faaliyet gösteren büyük bir mağaza Tepe Home...


Mutfağınıza yenilik katmaya ufak bir adımla başlayabilirsiniz ;) 



6 katı durmaksızın gezmek pek mümkün olmayacağından biraz nefes alabilmek adına kendinizi Özsüt'ün enfes tatlılarına ve çeşitli kahvelerine adayabilirsiniz :



Fransa'nın en büyük kahve üreticisi Cafés Richard ile iş birliği gerçekleştirerek Özsüt kahvelerine Fransız yorumu da katılmış. Kestane şurubuyla hazırlanan kahvesini mutlaka denemelisiniz!

Sıra geldi diğer mağazalara göz atmaya...

Stradivarius

İndirimlerrr...

Mudo City

Ve son olarak Zeynep Tunuslu ile söyleşi zamanıııı :)



Dopdolu bir günden bu kadar... Bir sonraki gezimizde buluşuncaya dek hoşçakalın ;)

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Cumartesi'nin Gecesi de Gündüzü de Bizimdir, İleri!

Haftasonunu bitirip hafta başına başladık bile. Peki ben bu süre zarfında neler mi yaptım? Hadi kısaca bir göz gezdirelim.
Resim, bahsettiğim yere ait olmasa da onun maviliğini temsil edecek türden.


Haftasonu şekercimle birlikte dolu dolu bir haftasonu geçirdik. Kendisi iş hayatının o yorucu temposunu bir kenara bırakıp tekrardan yanımıza geldi. Geçtiğimiz yıllarda keşfettiğimiz ancak bir türlü gitme fırsatına nail olamadığımız güzel bir yer olan S'na kısa bir yolculuk yaptık. Karşımızdaki manzarayı görür görmez ağzımız açık kaldı. Arıların, sineklerin ve bilumum diğer canlıların ağzımızda yuva yapmasına engel olmak için hemen kapadık tabii :-Pp Sanki o an, cennetin kapıları önümüzde açılıverdi. O denizin mavi tonlaması bu kadar mı güzel olur!! Tasvir edebilmem için önce kelimeleri bulmam gerek. Fakat şuan bulabilmem pek mümkün değil... Tekneyle yaklaşık 25 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra S'na ulaştık. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken bakir bir koy olduğunu görmüş olduk, özellikle de Rus kesimin. Mantıkları sadece Rus güzelliğine odaklı erkeklere buradan duyurumuzu da yapmış olalım (!)

Burada ilgimi çeken bir diğer nokta ise, kumuydu. Zaten bir süre önce valilik tarafından özel altın sarısı kumları korumak amacıyla ziyaretçilerin sahile girişi yasaklanmış. İyi de yapmışlar. Bizim gibi doğal güzelliklerini doğru düzgün korumayı başaramayan insan sayısı oldukça fazla olunca böyle bir tedbirin alınması gayet normal olsa gerek. Sadece bizim ülkemiz için de geçerli değil. Yabancı turistlerin buralara el atıp, doğal güzelliğimizi avuçları arasında yok etmelerine engel olmak amacıyla da tedbir alınmalı. Buraya yasak getirilmesinin sebebine gelecek olursam, son yıllarda buradaki özel kum miktarında gözle görünen azalma. İnsan vücudunda taşınarak adım adım eksilmesi. Bu kadar güzel bir yerin yok olduğunu görmek, hasta olan bir insanın yavaş yavaş ölüme yaklaşmasını izlemek gibi bir şey. Tamam, depresif moda doğru sürüklenmeyi engelliyorum...Dıııtttt...Aradığınız depresyona şuanda ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz...

Kumsalın etrafı telle çevrili olsa bile, bedenimizin o muhteşem mavi tonlarıyla buluşmasına izin veriyorlar neyseki. Velhasıl çevrede sıkı bir güvenlik söz konusu. Kulübelerdeki güvenlik görevlilerinin gözleri dürbün mertebesine ulaşmış maşallah. Terlik, havlu, çanta vb. materyallerle kumsalın çevresine yaklaşmak mümkün değil. Yaklaşıncada çocukluğunuzdaki gibi " Dokunma, 'cıssss' olur." tarzında bir tepkiyle karşılaşabilirsiniz :)

Dikkat çekici diğer noktaya da el atmasam olmaz. Burada aynı zamanda tavuk ve horoz çiftleri ve onların mini mini çocukları olan civcivlerle de inanılmaz derecede eğleniyorsunuz. Yemek yemeye başlayın bir bakalım. Sizlere yalvaran gözlerle bakıyorlar. E tabii, sizinde içinizin yağları eriyor ve dayanamayıp "Bir lokma beennn... Bir lokma seeennn..." şeklinde yemeğinizi yemeye devam ediyorsunuz :)

-Durunnnn! Daha anlatacaklarım bitmedi. Sizde amma sabırsız çıktınız canım. Şurada iki lafın belini kıralım dedik sizin yaptığınıza bakın...Öhöm öhöm...Anlatmaya devam ediyorum. Nerede kalmıştım?

Günümüzü bitirip gece hikayelerine başlayacaktım. Hikaye dedim ama siz anlamışsınızdır. Anlattıklarım bir hayal ürünü olmayıp, tamamen yaşanılanlar üzerinden dile getirilmiştir. Bu da dipnotum olsun :)

Akşam saati güzel bir yürüyüşün ardından güzel bir mekanda müzik dinledik. Yemeğimizi yedik. Bol sohbet ve günün unutulmazlığını bir de sözle kalıcı hale getirdikten sonra, dudaklardaki tebessümle birlikte başımızı yastığa koyduk.

Herkese mutlu, pozitif haftalar !