27 Ağustos 2011 Cumartesi

Geçmişe Yolculuk : Staj Günleri

Pırıl pırıl bir Cumartesi...Cumartesi'yi büyük bir aşkla seviyoruz! Lezzetli mi lezzetli, muhteşem bir pastanın mutluluğunu aşılıyor bize. En azından bende o hissi uyandırıyor. Beklenen Cumartesi günü geldi, çattı. Biliyorum benim için fark edecek bir durum söz konusu değil ama içimde bir kıpırtı bir heyecan söz konusu. Anlayamadım gitti :) Bildiğiniz üzere bütün bir yazı tatil beldelerinden birinde geçirdiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. Çünkü ne zaman Facebook- Twitter gibi sayfalara göz atsam hep bir sitem söz konusu insanlarda. Kimisi stajının tam ortasında! Her gün lüzumsuz işler kendisine verildiğinden ya da bomboş geçirdiğinden, başını yastığına koyduğu gibi günlerin çabuk geçmesi için dualara başlıyor. Nereden mi biliyorum tüm bunları? Ben de vaktinde bir stajzedeydim. Ki ben sizin gibi bir ayın geçmesi için değil iki ayın geçmesi için dualar ediyordum. Yanlış duymadınız, tam tamına iki koca ay! ( Gerçi benim çalışmamı beğendikleri için olsa gerek,  kışın da çalışmamı istemişlerdi ama hem okul hem köprü trafiğinden sebep kabul edemedim. ) Neler yaşadığımı özetle anlatmamı ister misiniz? İstemeseniz de ben anlatmaya başlıyorum :D

Stajın ilk günü zaten her zaman karın ağrısı olmuştur benim için. Hele o ilk tanışma merasimi yok mu? Hiç kimseyi tanımıyorsun ve sen adımını ofise attığın zaman tüm çalışanların bakışları senin üzerinde yoğunlaşıyor. Sanki daha önce hiç stajyer görmemiş gibi!

Merhabaaaa...Ben, yeni gönüllü köleniz!

Gerçekten de durum bundan ibaret oluyor. Öğle yemeği vakti geldi mi seninle yakından ilgilenen kişi, kendi arkadaş gruplarıyla sizi öğle yemeğine götürüyor. Sohbet, muhabbet... - aynı anlama gelen kelimeleri neden dizdiysem şimdi - Tabii ilk tanışma evresinde nelerden söz edilirse artık; nerelisin, nerede okuyorsun vs. Tüm bu sorular bildiğim yerlerden olduğu için cevaplarken pek sıkıntı çekmedim. Sonra asıl bomba soruya geldik : " Erkek arkadaşın var mı peki?" Hönk!?!? Ben gülümsüyorum, ama şaşkınlıktan tabii. Özel hayatımın içine balıklama atlama diye buna derim! Neyse ki cevabı verince daha fazla derine inmeme nezaketini gösterdiler. Ben de derin bir OHH çektim, tabiki içimden canım :) Öğle yemeği yaklaşık bir saatti yanılmıyorsam. O bir saatte zaten sorulara cevap vermekten, utangaçlıktan vs. gibi sebeplerle olmayan iştahım tamamen kaçtı. Üstüne üstlük yemek saati için verilen süre 1 saat olunca.. Benim yemeğin yarısı kaldı tabakta. İçim gitti ama yapacak bir şey yok. Hiç de yemedin falan filan muhabbetleri.. Ben de yemekle pek aram olmadığını söyleyince ( gerçekten son zamanlarda öyle), tabii ya belli zaten dediler. N'apayım canım, bedenim gizleyemiyor gerçekleri ;-P Neyse ilk günü öyle ya da böyle bir şekilde tamamlamış olmanın verdiği rahatlama hissiyle servise doğru yol aldım. Sonra hangi servisin nerelere gittiğini öğrenme işi vs. de çıktı başıma. Bize yakın olanı seçtim ve geçtim en arkaya. En arkaya geçmemin aslında iki sebebi var :

1- Yeni olduğum için servistekileri gözlemleyip, onlar hakkında bazı çıkarımlara varmak
2- Arkada başını yaslayıp uyumanın daha kolay olması

İlk günü tamamladım tamamlamasına da ayaklarım bildiğin öldü! Bir de bulunduğum ofiste belirli bir giyim şartmış. Yani topuklu ayakkabı vs. Onun dışında sandalet ve türevlerini giymek pek hoş karşılanmıyormuş. Temmuz sıcağında topuklu, kapalı ayakkabı giymek... Aman ki ne aman! Eve geldiğimde ilk işim ayaklarımı buzlu suda dinlendirmek oldu. Zaten eve yürürken çevremdekilerin tuhaf bakışlarıyla karşılaştım bir de. Ne var canım bunda. Kaplumbağa hızıyla eve gelmişim ya, siz ona bakın :)

İş çıkışı yaşadığım bir olayı da paylaşayım sizinle. Günlerce boş boş oturup duran sen misin diye önüme dosyaları yığmasınlar mı? İlk başta pek mutlu oldum, sevindim. Çünkü bütün gün internette haberleri okumak bıkkınlık vermişti. Bir de bazı sitelere giriş yasak olunca, halimiz duman, haliyle gazetelere verdim kendimi...Bütün dosyaları kontrol etmek için işe koyuldum. Birçoğunu bitirmek için canla başla çalıştım. Öyle kaptırmışım ki kendimi öğle yemeği vakti gelmiş, haberim yok. Sen yemeğe çıkmıyor musun dedikleri zaman dang etti beynime. Bıraktığım gibi koştum, yemeğimi yiyip tekrar ofise, işin başına döndüm. Akşama kadar dosyaları kontrol ettim. Dosyaların bazıları oldukça eski olduğu için yenileriyle değiştirdim. O dosyaların içindeki kağıtları nasıl sıkıştırabilmişler pek şaşırdım. Ağzına kadar dolu! Zaten telini bir açtın mı hepsi çıkmak için can atıyor dosyadan. Bunun dışında dosyaların yanında bulunan firmaların isimlerini vs. yeniledim, print ettim ve yenilerini taktım tek tek. Bu arada sadece bu işle uğraşmıyorum. Arada sırada bana seslenip, şunun fotokopisini çektirir misin gibi görevleri de yapmakla sorumluyum...Yine bana verilen saat uyarısıyla birlikte işlerimi yarına bırakmak üzere masamı topladım, dolapları kilitledim ve servisime doğru yol aldım. Her zamanki yerime kuruldum. İşte o zaman anladım ne kadar yorulduğumu! Daha sonra teker teker diğer bayanlar baylar geldiler. Önüme sarışın bir bayan oturdu. Zaten servistekilerin de yeri belirlidir. Herkes aynı yerine oturur :) Bir ara arkasına dönüp dedi ki ;

Sarışın Bayan : Sen .... yer misin?
- Bu sırada elinde bisküvi paketi var. - Ben de ismini anlamadım. Ama yer misin'ini duyunca: " Oh hayır, teşekkür ederim." dedim. Bunun üzerine güldü bana ve sorusunu yeniledi : " Staj'yer' misin? " İşte o zaman bendeki jeton düştü =D İkimizde gülmeye başladık. Beynim o kadar yorulmuş ki söyleneni anlamamak için itiraz ediyor :) Servisten indiğimde ise yüzümdeki hafif tebessümle eve geldim. Bir kere de aileme anlatıp, güldükten sonra  günün sonuna geldik.

Şimdi yazdıklarımı düşününce aslında güzel günlerim de geçmiş. İlk başlarda sıkılmıştım, çünkü yeni girdiğim bir ortamda önce etrafımı gözlemlerim. Biraz da utangaçlık var tabii :) Belki ilk başta soğuk biri gibi görünüyorumdur. Ancak zaman geçtikçe ortama kolay uyum sağlıyorum.

Galiba bu yazımı baya bir abarttım, almış başını gidiyor. "Kısa keselim de Aydın havası olsun" diye hiç de komik olmayan bir espriyle sonlandırıyorum konuyu.

Hepinizi çok çok öpüyorum. Herkese şimdiden iyi bayramlar ! :)

3 yorum:

Nora dedi ki...

mimlendinn :)

Mia Wallace dedi ki...

mimlendin :)

Senorita dedi ki...

Sevgili Noracım ve Miacımm..Uzun bir bayram tatilini geride bıraktık. Ancak bu süre içerisinde blogumla hiç ilgilenemedim. En kısa sürede Mim'imi yazacağım. İkinizi çok öpüyorum muahhh :)