11 Temmuz 2011 Pazartesi

Ne Okuyorum - 2

Sizlere, geçen seferki postumda, yeni yazımın okuduğum kitapla ilgili olacağına dair ufak bir tüyo vermiştim. Aslında kitap ismini söylemeyi pek düşünmüyordum. Daha sonra herkesin takip edebilmesini sağlayabilmek adına, blogumun sağ üst köşesine okuduğum kitapların resimlerini yerleştirmeye başladım.

Bitirmiş olduğum kitap : " Cumartesi Sancısı "
Dün, akşam saatlerine kadar kitap okudum diyebilirim. Belki aranızda düşünenleriniz vardır, zorla mı okudun filan gibilerinden. Kesinlikle öyle değil. Zaten zorla bir kitabı okumak bana göre değil. Anlayarak okumalıyım mutlaka... Yaklaşık 20 sayfam kalmıştı ve bu kadar az bir sayfayı yarına bırakmak istemediğimden ve de konunun en heyecanlı bölümüne denk geldiğimden elimden bırakmak istemedim ;)



Kitabın ön kapağındaki sözü yazmadan geçemeyeceğim : " Bir kadınla üç şey yapabilirsin; ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın." - Lawrence Durrell

Şehrin en işlek caddesinde, bir başıma yaşadığım çatı katındaki evimde olsak… Sabahlara kadar bıkmadan usanmadan yaşadığımız günleri, biz olmayınca yüzünün hiç gülmediğine inandığım çay bahçelerini, gri renkli otobüs duraklarını, tenha sokakları, o yangın zamanları, ders notlarını, amfileri, dostlarımızı, fakülte kantinlerini, hiç ilgimi çekmediği gibi bir şey de anlamadığım ve anlamak için de hiç kendimi zorlamadığım, itiraf etmeliyim ki seni memnun etmek için ilgilenir gözüktüğüm -daha sonra seni hatırlamak için birkaç defa okuduğum- Uygarlık Tarihi'nden konuşsak... Gecenin dördünde çay demlesek… Daha doğrusu, ben açık yaparım diye sen demlesen… Bir şeyler yemeden sigara içmene kaşlarımı çatarak izin vermesem… Acele ile ekmeğin arasına bir şeyler sıkıştırıp yemeni istesem… Yarısını benim yemem şartıyla kabul etsen… Ayrılık getirir diye gözlerimden öptürmezsem… Sen de kaşlarımın kenarından öpsen… Sam Brown, Tanita Tikaram, Nazan Öncel, Tracy Chapman, ne bileyim işte Sibel Sezal, Pink Floyd, Ezginin Günlüğü, Fikret Kızılok dinlesek… Şükrü Erbaş'ın, Ahmet Telli'nin şiirlerini okusan bana… Senin sevdiğin şeyleri ben de sevseydim, benim sevmediğim şeyleri sende sevmeseydin. Ben, her manada sen olsaydım, sende ben…  

Kitabın Orjinal Adı:Cumartesi Sancısı
Yayınevi:NÜVE KÜLTÜR MERKEZİ
Yazar:RAŞİT AKER RAŞİT AKER kitapları
Kategori:Edebiyat-Roman
Kitabı elime aldığımda, herkesin yaptığı gibi, önce ön yüzüne daha sonra da arka sayfasındaki kısa bilgilere baktım. Bende  oluşturan ilk izlenimi, kitabın üniversite hayatıyla ilgili olduğu yönündeydi. Fırsat bu fırsat deyip, kitabı raftan hemen kaptım. Son bir tane de kalmış, kapmasaydım da ne yapsaydım :)

Kitabı elime aldım ve kendi köşeme çekildim. Bir yandan püfür püfür esen rüzgarın saçlarımın arasından geçip, onları hareketlendirmesine izin verdim; bir yandan da kitap sayfalarımı çevirmesine... Şakaydı tabi - ikinci kısmı - Rüzgar rahatsız etmemesine rağmen , saniyede diyebilecek kadar hızla çevirdiği için takdir edersiniz ki okuyamadım :) Artık sadete gel diyenleri duyar gibiyim. Öhöm öhömm, başlıyorum... Genel açıdan değerlendirecek olursam; beklemediğim bir şekilde sonu oldu. İyi mi kötü mü derseniz bu sizin takdirinize kalmış, ama bana göre hem iyi tarafı hem de kötü tarafı var. Olumlu tarafı; sonunda kitabın asıl olarak nasıl yazıldığını anlamış olmam ( 'Şimdi ne dedin sen?' diyebilirsiniz. Tam olarak söylemek istemiyorum, çünkü aranızda bu kitabı okumak isteyenleriniz varsa süprizi bozmak istemem. ) Demek istediğim, kitabın sonunun nereye varacağı tam olarak belli değil: "Aa tamam işte, şöyle olacak kesin sonu" diyebilirsiniz. Birkaç sayfa daha okumaya devam ediyorsunuz. Bir bakmışsız " Ama bu böyle değilmiş... E şimdi ne olacak? " şeklindeki soru yine aklınızın bir köşesinde de yer etmiyor değil. Kıssadan hisse, klasik bir şekilde sonlanmıyor.
Olumsuz tarafı ise; yazarın sonucunu biz okuyuculara bırakması. Merakla okuyorsun, acaba ne olacak diyorsun sonra her şey puff :) Hemen sizi soğutmayayım kitaptan. Kısmen de olsa anlayabiliyorsunuz sonucunu. Zaten yazar da kendi görüşünü bizlerle paylaşıyor.

Herkese keyifli okumalar diliyorum... 

6 yorum:

Mia Wallace dedi ki...

blogunda resmini görmüştüm bu kitabın :)

anlatman daha iyi oldu ihi :)

Senorita dedi ki...

@ Mia Wallace : Dikkat eden olur mu acaba diye düşünüyordum. Demek ki oluyormuş ;) Daha fazla anlatmak isterdim ancak okuyan olur diye açıklama yapamadım fazla. Yeterli olduysa ne mutlu :)

Travis dedi ki...

neden hiç okumak istememişimdir şu adamı bilmiyorum

Senorita dedi ki...

@ Travis : Belki de anlattığı hikayelerde kendinizi bulamamışsındır ya da anlatış biçimi size hitap etmemiştir...Doğru olabilir mi?

Aslı dedi ki...

İyi bir okuyucu olmama ragmen bu kitabı bilmiyordum :) tskler..

Kapak sözünüde çok sevdim..

Senorita dedi ki...

@ Aslı : İyi bir okuyucuyla karşılaşmak çok güzel!

Bende D&R'da kitapları karıştırırken bulmuştum. Kapağının pek albenisi yok ama arka kapakta yazılanlar ilgimi çekmişti ;)

Kapak sözünü ben de çok beğendim! :)