21 Haziran 2011 Salı

Salı Gelir, Salı Geçer

Yaklaşık bir haftadır yazı yazmadığımı fark ettim. Zaman ne çabuk uçup gidiyor öyle. Daha dün gibi ! Salı da bitecek, Çarşamba'ya dönüşecek elbet! N'apalım artık :-/ Korkmayın, puslu bir yazıyla başladım ama ilerleyen satırlarda güneş açacak. Bundan hiç şüpheniz olmasın !
Şimdiii..Zamanla olan yarışımızı bir kenara bırakalım da geçtiğimiz günlerin havadislerini sizlere aktarayım ;)

Geçtiğimiz hafta bir konsere davetliydik ! " Ben yazdımmm kadereee hüznüüü perişanııııı" ile başlamışız söylemeye , bir de bakmışız ki  "Dinle beni biraz şşt ( ya da aşk da olabilir burası bilemiyorum :) sen sennn... İstanbul sever seni, sen beni seversennnn...!" ile sonuna gelmişiz gecenin. Eğer söylemiş olduğum şarkıları biliyorsanız, kimin konserine gitmiş olduğumu da tahmin etmişsinizdir ;) Elbet dinlemeyenlerimiz ya da tahmin edemeyenleriniz de olabilir aramızda. Onları da pas geçmek istemiyorum ve hemen bilgilendirmek istiyorum : Sertap Erener. Performansı ve sahnesi görülmeye değerdi ! Bir yandan boğazdan geçen gemiler, son derece lüks yatlarıyla konser alanına yaklaşıp, birkaç dakikalığına o eğlenceli havayı ciğerlerine çekenler.. Diğer yandan en uzun süren ay tutulmalarından birini yaşıyor olmamız.. Hepsi ama hepsi mü-kem-mel di! Görülmeye değer bir müzik şöleni yaşamış olduk. Böylelikle geleneksel yaz konserlerinin ilk adımını da atmış oldum. Oh la laa ;-P 


Sıra geldi ikinci bir havadise...Haftasonu alışveriş merkezine gittik ve inanılmaz derecede indirimler gördüm. Tabi bazı mağazaların vitrinlerini süsleyen indirim haberlerine dikkat etmenizde yarar var. Çok yanıltıcı olabiliyorlar. Mesela "%70 indirim" yazısını büyük ve kalın puntoyla yazıp, topluluğa oltalarını atıyorlar. Aralarından pek çok insan bu oltanın iğnesine yakalanıyor, tahmin edersiniz. Ancak mağazaya girip, kasaya yöneldikleri zaman  " -e Varan" yazısı dikkatlerini çekebiliyor. Burası acı bir gerçek! Ancak beni öyle kolay kolay oltalarıyla çekebilmeleri pek mümkün değil. Biraz uyanığımdır bu konularda :) Günün sonunda ise kendime tatilde, hatta ilerleyen zamanda iş yerimde bile giyebileceğim şirin, üzerindeki renkleriyle insanı büyüleyen bir etek aldım. Yaşasın! :) Ama halaaa babet arayışlarım sürüyor, orası ayrı bir konu. Neyse geçelim bunu hemen ;) Daha önceden almış olduğum etekleri - geçen yıllarda - merak edenleriniz varsa paylaşayım : 


                                            
 


Birinci eteğimizi sağ taraftaki resimde görmektesiniz. Resim biraz bulanık çıkmış; ama olsun. Beni affedersiniz değil mi bu konuda? :-P


İkinci eteğe gelelim. Hmm..Şimdi bakınca, yeni aldığım etek de buna benziyormuş aslına bakarsanız. Ancak aldığım eteğin renkleri bambaşka! Ayrıca kabinde deneme aşamasındayken bir özelliğini daha keşfettim. O da şort şeklinde olması! Dışarıdan bakınca etek, içeriden ise şort. Rüzgarla birlikte uçan eteklere SON. Harika! :)








Sıra üçüncü eteğimize geldi. Bu etek de oldukça rahat. Tam yaz ayları için yaratılmış diyebilirim. Zaten kendimi bildim bileli pembe rengini çok seviyorum. Sizlerin de bildiği üzere, kırmızı ile beyazın birleşiminden oluşur kendisi. Kırmızı gibi canlılık verir; ama daha yumuşaktır. Neşe ve mutluluk veren bir renk olup, aynı zamanda hayallerin ve aşkın rengi olarak da bilinir ;) 




Pembe üzerine bu kadar bilgi yeterli sanırım. Sizleri daha fazla pembe dünyaya boyamadan hemen bir kenara bırakıyorum. Aslında anlatacağım o kadar çok şey var ki, yazımı bu kadar uzattığım için okumayı yarıda kesip, bırakmanızı da istemiyorum. İyisi mi, şimdilik benden bu kadarrr xoxo

4 yorum:

luzumsuzisleruzmani dedi ki...

pembe eteği çok sevdim:)

Senorita dedi ki...

@ luzumsuzisleruzmani : Teşekkürler. Gerçekten çok rahat bir etek, yaz için ideal ;) Ancak nereden aldığı hatırlamadığım için sizlerle paylaşamıyorum :-/

Aslı dedi ki...

Hepsi güzel :) en önemlisi çok yakışmış olması, mutlulukla giy :)

Senorita dedi ki...

Aslıcımm, çok teşekkür ederim cnm! xoxo